Faili meçhul ne demek ?

Sevval

New member
Faili Meçhul Ne Demek? Bir İfadenin Ardındaki Koca Gizem

“Faili meçhul” kelimesini ilk duyduğumda nedense aklımda fötr şapkalı, elinde büyüteç bulunan ve gece yarısı sokak lambasının altında dolaşan bir dedektif canlanmıştı. Hani şu “Bu işte bir bit yeniği var!” deyip duvarlardaki gazete kupürlerini iplerle birbirine bağlayan karakterler vardır ya… Gerçekte ise faili meçhul, bundan çok daha ciddi ve hukuki bir kavram.

En basit hâliyle faili meçhul, bir suçun veya hukuka aykırı eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin henüz belirlenememiş olması demektir. Buradaki “fail”, eylemi gerçekleştiren kişi anlamına gelirken “meçhul” bilinmeyen demektir. Yani ortada bilinen bir olay vardır ancak olayın sorumlusu belirlenememiştir.

Fakat burada önemli bir ayrıntı var: “Faili meçhul” demek, “kim yaptıysa yaptı, artık araştırmaya gerek yok” anlamına gelmez. Tam tersine, bir olayın failinin belirlenememiş olması soruşturmanın neden ve nasıl sonuçlanamadığına ilişkin pek çok soruyu beraberinde getirir.

Faili Meçhul Tam Olarak Ne Anlatır?

Bir suç düşünelim. Bir iş yerinden gece saatlerinde hırsızlık yapılmış olsun. Kamera kayıtları olayın gerçekleştiğini gösteriyor fakat görüntülerde kişinin yüzü seçilemiyor. Parmak izi bulunamıyor, görgü tanıkları yeterli bilgi veremiyor ve eldeki diğer deliller de belirli bir kişiyi işaret etmiyor.

İşte böyle bir durumda suçun faili meçhul kalabilir.

Burada üç farklı şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor:

Suçun gerçekleşmiş olması,

Suçu gerçekleştiren kişinin bilinmesi,

Suçu gerçekleştirdiği düşünülen kişinin hukuken sorumlu olduğunun kanıtlanması.

Bunlar aynı şey değildir.

Örneğin bir olayın faili hakkında güçlü bir şüphe oluşabilir. Fakat şüphe ile kesinleşmiş hukuki sorumluluk arasında önemli bir mesafe vardır. Hukuk sistemlerinde kişilerin yalnızca söylenti, tahmin veya “bana göre kesin o yaptı” mantığıyla suçlu ilan edilmemesinin temel nedenlerinden biri budur.

Bir başka deyişle, dedektiflik dizilerinde bölümün sonunda müzik yükselip suçlu gösterilir; gerçek hayatta ise delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve hukuki süreç çok daha karmaşıktır.

“Faili Meçhul” ile “Suçsuz” Aynı Şey Değildir

Bence bu kavramdaki en büyük karışıklıklardan biri burada ortaya çıkıyor.

Bir olayın faili meçhul kalması, “kimse suç işlemedi” anlamına gelmez. Aynı şekilde “fail bulunamadı” demek de belirli bir kişinin suçsuzluğunun kanıtı değildir.

Örneğin bir saldırı gerçekleşmiş olabilir fakat saldırganın kimliği belirlenememiş olabilir. Olay gerçektir, zarar gerçektir, mağduriyet gerçektir; yalnızca olayın sorumlusu henüz belirlenememiştir.

Bu ayrım özellikle kamuoyuna yansıyan olaylarda önem kazanır. Sosyal medyada bazen birkaç fotoğraf, bir yorum veya anonim bir paylaşım üzerinden insanlar çok hızlı şekilde “faili bulabiliyor.” Üstelik klavye başındaki dedektiflerimiz çoğu zaman olay yeri inceleme ekiplerinden daha hızlı çalışıyor.

Sorun şu: Gerçek hayatta bir insanın suçlu olduğuna karar vermek, internet yorumlarında bir kullanıcıyı engellemek kadar basit değildir.

Faili Meçhul Olaylar Neden Ortaya Çıkar?

Bir suçun failinin belirlenememesinin birçok nedeni olabilir.

Olayın üzerinden uzun zaman geçmiş olabilir. Deliller kaybolmuş, bozulmuş veya hiç toplanamamış olabilir. Tanıklar olay sırasında yeterince bilgi edinmemiş olabilir. Güvenlik kameralarının kayıtları bulunmayabilir. Teknolojik imkânlar olayın gerçekleştiği dönemde yetersiz kalmış olabilir.

Bazı durumlarda ise olayın kendisi çok karmaşıktır. Birden fazla kişinin dahil olduğu olaylarda kimin hangi eylemden sorumlu olduğunu belirlemek zorlaşabilir.

Ayrıca soruşturmalarda yalnızca “bir şüpheli bulmak” değil, elde edilen bilgilerin güvenilirliğini değerlendirmek de gerekir.

Çünkü yanlış kişiyi fail olarak göstermek, faili bulamamaktan bile daha ağır sonuçlara yol açabilir.

Burada aklıma şu soru geliyor:

Bir dosyanın yıllarca açık kalması mı daha rahatsız edicidir, yoksa yanlış kişinin suçlu ilan edilmesi mi?

Aslında hukuk açısından bu sorunun cevabı oldukça önemlidir. Adaletin amacı yalnızca bir dosyayı kapatmak değil, gerçeğe mümkün olduğunca ulaşmaktır.

Erkek Dedektif, Kadın Dedektif: Gerçek Hayatta Mesele Bu Kadar Basit Değil

Forumlarda suç ve soruşturma konuları açıldığında ilginç bir başka tartışma da hemen ortaya çıkar: “Erkekler olaya böyle bakar, kadınlar şöyle bakar.”

Bu tür genellemeler eğlenceli görünse de gerçek hayatta insanların düşünme biçimini cinsiyet üzerinden kesin kalıplara sokmak pek anlamlı değildir. Yine de farklı yaklaşım tarzlarını mizahi bir örnek üzerinden konuşabiliriz.

Diyelim ki arkadaş grubunda faili meçhul bir olay yaşandı: Ortak mutfaktaki son pizzayı kim yemiş?

Ahmet hemen stratejik moda geçebilir:

“Önce zaman çizelgesi çıkaralım. Pizza en son saat 21.15'te görülmüş. 21.20'de mutfağa kim girdi?”

Elif ise başka bir noktaya dikkat edebilir:

“Tamam da pizzayı yiyen kişinin neden bu kadar suçluluk hissettiğini de düşünelim. Belki açtı, belki söylemeye çekindi.”

Bir başka erkek arkadaşımız:

“Buzdolabındaki kutunun konumuna göre…”

derken, başka bir kadın arkadaşımız:

“Bir dakika, dün herkes çok yoğundu. Belki de kimse farkında olmadan yemiştir.”

Burada mesele “erkekler mantıklı, kadınlar duygusal” gibi eski bir klişeye indirgenmemeli. Aynı grupta son derece empatik düşünen bir erkek, tamamen veri odaklı hareket eden bir kadın, sezgilerini kullanan bir erkek veya ayrıntıları analitik biçimde değerlendiren bir kadın olabilir.

İnsanların olaylara yaklaşımını kişilik, deneyim, eğitim, meslek ve olayla kurduğu ilişki şekillendirir.

Bir polis memuru için önemli olan delil zinciri olabilir. Bir gazeteci olayın kamu yararı boyutuna odaklanabilir. Bir psikolog davranış örüntülerini inceleyebilir. Bir mağdur yakını ise olayın insani tarafını öne çıkarabilir.
 
Üst