El-Basir ne anlama gelir ?

Sevval

New member
EL-BASİR NE ANLAMA GELİR? GÖRÜNMEYENİ GÖRENİN HİKÂYESİ

1. BÖLÜM: BİR AKŞAM, BİR SIR VE ESKİ BİR DEFTER

Arkadaşlar, bugün sizlerle insanın yalnızca gözleriyle gördüklerini değil, bazen görmezden geldiklerini de düşünmesine vesile olan bir hikâye paylaşmak istiyorum. Bu hikâye, bir kasabada yaşayan üç insanın hayatı üzerinden El-Basîr isminin anlamını anlatıyor. Belki okurken kendinizden bir parça bulacaksınız. Belki de yıllardır gözünüzün önünde durduğu hâlde fark etmediğiniz bir gerçeği yeniden düşüneceksiniz.

Anadolu'nun eski kasabalarından birinde, taş evlerin arasından kıvrılarak geçen dar sokaklarda, herkesin birbirini tanıdığı bir mahalle vardı. Bu mahallede yaşayan insanlar birbirlerinin düğününe gider, cenazesinde omuz omuza durur, kış geldiğinde ihtiyaç sahiplerinin kapısına gizlice odun bırakırdı. Ancak herkesin birbirini tanıdığı bu yerde bile insanların birbirinden sakladığı sırlar vardı.

Kasabanın meydanında, yıllardır hizmet veren küçük bir saatçi dükkânı bulunuyordu. Dükkânın sahibi Salih Usta, altmış beş yaşlarında, az konuşan ama dikkatli bir adamdı. İnsanlar ona bozuk saatlerini getirirken yalnızca saatlerini değil, dertlerini de anlatırlardı. Salih Usta ise çoğu zaman hemen cevap vermez, karşısındakini sonuna kadar dinlerdi.

Bir gün dükkâna torunu Yusuf geldi. Yusuf yirmi sekiz yaşındaydı. Üniversitede mühendislik okumuş, ardından memleketine dönerek küçük işletmelerin üretim ve satış sorunlarını çözmeye başlamıştı. Pratik düşünen, hesap yapmayı seven, sorunların karşısında uzun süre beklemek yerine çözüm arayan biriydi.

O gün elinde eski, kahverengi kapaklı bir defter vardı.

“Dedeciğim, bunu tavan arasındaki sandıkta buldum. İçinde dedemin, yani senin babanın notları var. Bir sayfada sürekli aynı kelimeyi yazmış: El-Basîr. Ne anlama geliyor?”

Salih Usta, elindeki saati masaya bıraktı. Defteri açtı, sararmış sayfalardan birine baktı.

“Evladım,” dedi, “El-Basîr, Allah'ın güzel isimlerinden biridir. Her şeyi hakkıyla gören, hiçbir şeyin kendisinden gizli kalmadığı anlamına gelir. Ama bu ismi yalnızca gözle görmek gibi düşünme. İnsan bazen gözleri açıkken gerçeği göremez. Asıl mesele, gördüğünün ne anlama geldiğini anlayabilmektir.”

Yusuf kaşlarını kaldırdı.

“Yani her şeyi görmekle her şeyi anlamak farklı şeyler mi?”

“İşte üzerinde düşünmen gereken soru bu.”

Yusuf o gün dükkândan ayrılırken defteri de yanında götürdü. Fakat henüz bilmiyordu ki birkaç gün sonra yaşanacak bir olay, El-Basîr isminin anlamını yalnızca zihninde değil, hayatında da sorgulamasına neden olacaktı.

2. BÖLÜM: EL-BASÎR İSMİNİN DERİN ANLAMI

Önce küçük bir açıklama yapalım. El-Basîr, Arapça kökenli bir kelimedir ve İslam inancında Allah'ın her şeyi görmesini ifade eder. Esmâü'l-Hüsnâ, yani Allah'ın güzel isimleri arasında yer alır.

Bu isim, insanın gözleriyle görebildiği şeylerden çok daha geniş bir anlam taşır. İnsan yalnızca dış görünüşü görebilir; Allah ise açık olanı da gizli olanı da bilir ve görür. İnsan bir davranışı gözlemleyebilir ama o davranışın ardındaki bütün şartları, yaşanmışlıkları ve gizli kalan ayrıntıları eksiksiz biçimde bilemez.

Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın her şeyi gördüğünü bildiren ayetler bulunur. Örneğin Şûrâ suresinin 11. ayetinde Allah'ın işiten ve gören olduğu ifade edilir. Mü'min suresinin 20. ayetinde de Allah'ın hakkıyla işiten ve gören olduğu bildirilir.

Burada önemli bir ayrım var: El-Basîr ismini anlamak, Allah'ın insanları yalnızca hatalarıyla izlediğini düşünmek değildir. Bu isim, insanın gizli iyiliklerinin, kimsenin fark etmediği fedakârlıklarının ve sessizce taşıdığı sorumluluklarının da Allah'ın bilgisi ve görüşü dışında olmadığını hatırlatır.

Bazen bir insan, ailesi için yıllarca çalışır ama teşekkür duymaz. Bazen bir kadın, kimse fark etmeden hasta bir komşunun ihtiyaçlarını karşılar. Bazen bir genç, arkadaşının zor zamanında onun yanında durur fakat bunu kimseye anlatmaz. İnsanlar görmese de bu davranışlar değersiz hâle gelmez.

Peki, çevremizdeki insanların fark etmediği iyilikleri yaparken nasıl bir niyet taşıyoruz? Takdir edilmediğimizde iyilik yapmaya devam edebiliyor muyuz?

Hikâyemize dönersek Yusuf, dedesinin anlattıklarını ilk başta dinî bir bilgi olarak görmüştü. Fakat kasabada yaşanacak olay, bu bilginin insan ilişkileriyle nasıl kesiştiğini gösterecekti.

3. BÖLÜM: KASABANIN KAYBOLAN SUYU

Kasabada yaz mevsimi sert geçiyordu. Yağmur haftalardır yağmamış, kuyuların suyu azalmıştı. Mahalle sakinleri, yıllardır kullandıkları eski su deposunun artık yeterince verimli çalışmadığını fark etti. Bazı evlere su düzenli ulaşırken bazı sokaklarda insanlar saatlerce musluk başında bekliyordu.

Yusuf, sorunu çözmek için hemen harekete geçti. Depodaki boruları inceledi, suyun akışını ölçtü, mahallelerin tüketim miktarlarını karşılaştırdı. Kısa sürede boruların bir bölümünde tıkanıklık olduğunu ve dağıtım sisteminin düzensiz çalıştığını düşündü.

“Bunu teknik olarak çözebiliriz,” dedi belediyedeki toplantıda. “Önce hatları kontrol edeceğiz. Sonra su dağıtımını yeniden düzenleyeceğiz. Her sokağın ihtiyacını hesaplayıp adil bir plan hazırlayacağım.”

Toplantıda bulunanlar onun kararlı tavrından etkilendi. Ancak aynı toplantıda kasabanın sağlık ocağında çalışan Zeynep de söz aldı.

Zeynep, otuz iki yaşında bir hemşireydi. İnsanlarla kurduğu ilişkiler, mesleğinde ona çok şey öğretmişti. Bir sorunu değerlendirirken yalnızca görünen sonuçlara değil, insanların o sonuçları nasıl yaşadığına da dikkat ederdi.

“Teknik çalışma elbette gerekli,” dedi. “Ama bazı evlerde yaşlılar tek başına yaşıyor. Bazı ailelerin küçük çocukları var. Kimin ne kadar su kullandığını hesaplamak yeterli olmayabilir. Suyun hangi saatlerde geldiğini ve insanların ona nasıl ulaşabildiğini de öğrenmeliyiz.”

Yusuf hemen cevap verdi:

“Eğer önce bütün evleri tek tek ziyaret edersek çalışma haftalarca uzayabilir. Öncelikle arızayı bulup sistemi düzeltmeliyiz.”

Zeynep itiraz etmedi. Yalnızca şu soruyu sordu:

“Peki, sistemi düzelttiğimizde en çok ihtiyacı olan insanların gerçekten suya kavuştuğunu nasıl anlayacağız?”

Toplantı sessizleşti.

Yusuf'un yaklaşımı sorunun teknik nedenini bulmaya yönelikti. Zeynep ise aynı sorunun insanların hayatında meydana getirdiği sonuçları anlamaya çalışıyordu. Biri diğerinden daha değerli değildi. Fakat ikisi bir araya gelmediğinde çözüm eksik kalabilirdi.

Sonunda ortak bir plan hazırladılar. Yusuf boru hatlarını inceleyecek, Zeynep ise mahalle sakinleriyle görüşerek ihtiyaçları belirleyecekti.

Bu karar, kasabanın su sorununu çözmek için atılan ilk adımdı. Fakat aynı zamanda iki insanın birbirinin bakış açısından öğrenmeye başlamasının da başlangıcıydı.

4. BÖLÜM: HERKESİN GÖRDÜĞÜ, KİMSENİN FARK ETMEDİĞİ ŞEY

Yusuf birkaç gün boyunca su deposunda çalıştı. Ölçümler yaptı, boruların yerini belirledi, eski kayıtları inceledi. Bir akşam, kasabanın yıllardır kullanılmayan taş çeşmesinin arkasında eski bir bağlantı hattı keşfetti.

Bu hat, geçmişte suyu farklı mahallelere ulaştırmak için yapılmıştı. Ancak zaman içinde sistem değiştirilmiş, bağlantının bir bölümü kapatılmıştı. Yusuf, sorunun önemli bir kısmını çözdüğünü düşünerek sevindi.

Ertesi gün Zeynep'le birlikte mahalleleri dolaşmaya başladı. İlk evde yaşlı bir adamla karşılaştılar. Adamın adı İsmail'di. Eşi yıllar önce vefat etmişti ve tek başına yaşıyordu.

“Su geliyor,” dedi İsmail Amca. “Ama bazen gece yarısında geliyor. Ben de o saatte uyanamıyorum. Sabah olduğunda bidonlar boş kalıyor.”

Yusuf şaşırdı.

“Boru hattını düzeltirsek suyun daha düzenli gelmesini sağlayacağız.”

İsmail Amca başını salladı.

“İnşallah evladım. Ama mesele yalnızca suyun gelmesi değil. Benim onu taşıyacak gücüm de azaldı.”

Yusuf bir an sustu. Ölçüm tablolarında İsmail Amca'nın evine ulaşan su miktarı yeterli görünüyordu. Fakat bu sayı, adamın suyu kullanmak için yaşadığı güçlüğü göstermiyordu.

Bir sonraki sokakta çocuklarına tek başına bakan bir kadınla karşılaştılar. Kadın, su geldiğinde yemek hazırlamakla çocuklarını yıkamak arasında seçim yapmak zorunda kaldığını anlattı. Bir başka evde ise engelli bir genç, bidonları taşımak için her gün komşusunu bekliyordu.

Zeynep, her konuşmada insanları dikkatle dinliyordu. Yusuf ise notlar alıyor, çözüm seçeneklerini düşünüyordu.

Akşam olduğunda Yusuf, defterindeki sayfalara baktı. Boruların çapları, suyun basıncı ve dağıtım saatleriyle ilgili veriler vardı. Fakat o gün öğrendiği bazı gerçekler, hiçbir teknik tabloda yer almıyordu.
 
Üst