Okutman Kadrolu mu ?

Temel

Global Mod
Global Mod
[color=]Okutman Kadrolu mu? Sosyal Eşitsizliklerin Gölgesinde Bir Soru

Herkese merhaba! Bugün, belki de bazılarınızın gündelik hayatta sıkça karşılaştığı ama üzerine pek fazla düşünmediği bir soruyu masaya yatıracağız: "Okutman kadrolu mu?" Gündelik hayatta sıkça kullandığımız bu tür terimler ve ifadeler, aslında bir sosyal yapının, toplumsal normların ve sınıf ayrımlarının yansıması olabilir. Bu yazıda, "okutman" teriminin ardında yatan toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal faktörlerin nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışacağız. Bu soruya vereceğimiz cevabın, aynı zamanda sosyal eşitsizlikleri nasıl beslediğine dair önemli ipuçları sunacağını düşünüyorum. Hadi, bu konuyu birlikte daha derinlemesine keşfe çıkalım!

[color=]Kadrolu Olma Durumu ve Toplumsal Cinsiyet

Okutmanların kadrolu olup olmaması, sadece iş güvencesi ya da istihdam durumu meselesi değildir. Bu durum, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de bir yansıması olabilir. Özellikle yüksek öğrenimde, akademik kariyerlerdeki cinsiyet temelli eşitsizlikler, kadrolu pozisyonlar gibi kararların nasıl alındığını etkileyebilir. Kadınların akademik kariyerlerine daha geç başlaması, daha düşük maaşlarla çalışmaları ya da daha az kadrolu pozisyonlara erişim sağlamaları, toplumsal cinsiyetin iş gücü piyasasında yarattığı engelleri gösteren örneklerdir.

Kadınların, erkeklere kıyasla daha fazla geçici sözleşmeli işlerde çalıştığı, araştırmalarla kanıtlanmıştır. Örneğin, 2020'de yapılan bir araştırmaya göre, akademik alanda kadın öğretim üyelerinin yalnızca %32’si kadrolu pozisyonlarda çalışırken, erkek öğretim üyelerinin bu oranı %48 civarındadır (Source: Academic Gender Inequality Report, 2020). Bu durum, kadınların akademik kariyerlerinde güvence ve fırsat eşitsizlikleriyle karşılaştığının bir göstergesidir.

Kadınların kadrolu pozisyonlara daha az erişmelerinin nedenlerinden biri de, toplumsal normların kadınlardan genellikle ev işlerini, bakım rolünü ve ailenin tüm ihtiyaçlarını karşılamasını beklemesidir. Bu, kadınların kariyerlerinde ilerlemelerini engelleyen bir faktör haline gelebilir. Birçok kadın, akademik kariyerlerini sürdürmek için bu toplumsal baskılara karşı koymak zorunda kalıyor. Dolayısıyla, "okutman kadrolu mu?" sorusu, yalnızca bir meslek sorusu olmaktan öte, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin akademik alanlardaki görünür bir yansımasıdır.

[color=]Sınıf Farklılıkları ve Okutmanlık Mesleği

Sınıf farkları da okutmanlık mesleği üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Özellikle düşük gelirli ailelerden gelen bireyler, akademik dünyada daha az yer edinme şansına sahiptir. Çünkü yükseköğretim, genellikle mali açıdan daha zorlu bir süreçtir ve sınıfsal engeller, akademik kariyer yapmayı zorlaştırabilir. Örneğin, üniversiteye başvuru ve akademik kariyer yapmak için gerekli olan çeşitli kaynaklar, sınıf farkları nedeniyle erişilebilir olmayabilir.

Okutmanlık pozisyonlarına başvuran ve geçici sözleşmelerle çalışmaya devam eden birçok kişi, aslında daha önce üniversiteye gitme şansı bulamamış veya maddi zorluklar yüzünden yükseköğretimde başarılı olamamış bireylerden oluşmaktadır. Bu, eğitimde sınıf temelli eşitsizliklerin bir başka göstergesidir. Akademik dünyadaki geçici sözleşmeler ve düşük maaşlar, bu kişilerin zaten zorlu bir geçmişe sahip olmalarına rağmen, iş güvencesi ve toplumsal eşitlik açısından ciddi bir engel teşkil etmektedir.

Okutmanlık gibi mesleklerde, kadrolu pozisyonlar, çoğunlukla zaten ekonomik açıdan avantajlı bireylerin ulaşabildiği bir statü olabilir. Bu noktada sınıf farkları, sadece eğitime erişim değil, aynı zamanda bu mesleklerin prestiji ve iş güvencesi gibi unsurlar üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. Yani, "okutman kadrolu mu?" sorusu, yalnızca bir kişinin kariyer yolculuğunun değil, aynı zamanda ekonomik ve sınıfsal statüsünün de bir yansımasıdır.

[color=]Irk Faktörü ve Okutmanlık: Görünmeyen Engeller

Irk faktörü, okutmanlık mesleğine başvuran bireyler için büyük bir engel olabilir. Çeşitli çalışmalara göre, özellikle etnik azınlıklardan gelen öğrenciler, akademik kariyerlerinde daha fazla zorluk yaşamaktadır. Akademik alanlarda, beyaz olmayan kişilerin kadrolu pozisyonlara gelme oranı, beyaz akademisyenlere kıyasla daha düşüktür. Bunun bir nedeni, ırkçılığın akademik alanda da var olması ve ırksal ayrımcılığın bu pozisyonlara ulaşmada engeller yaratmasıdır.

2019 yılında yapılan bir araştırma, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki üniversitelerde, siyah ve Latinx profesörlerinin kadrolu pozisyonlarda olma oranlarının, beyaz profesörlere göre %20 daha düşük olduğunu göstermektedir (Source: Diversity in Academia, 2019). Benzer bir durum, Türkiye’deki üniversitelerde de gözlemlenebilir. Etnik köken, dini inançlar ve diğer ırksal faktörler, bir öğretim üyesinin veya okutmanın akademik kariyerinde önemli engeller oluşturabilir. Irk, sadece başvurduğunuz meslekle ilgili değil, aynı zamanda toplumdaki genel fırsat eşitsizlikleriyle doğrudan bağlantılıdır.

[color=]Sonuç ve Tartışma

"Okutman kadrolu mu?" sorusu, sadece bir iş güvencesi sorusu olmaktan öte, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi daha geniş sosyal faktörlerle bağlantılı bir meseledir. Kadınlar, ırksal azınlıklar ve düşük gelirli bireyler için kadrolu pozisyonlara erişim, büyük bir eşitsizlik kaynağı olabilir. Bu noktada, akademik dünyada kadrolu pozisyonlara ulaşabilmek, sadece bireysel çaba ve yetenekle ilgili değil, aynı zamanda toplumdaki daha geniş sosyal yapılar ve eşitsizliklerle de ilgilidir.

Sizce bu eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için akademik dünyada hangi adımlar atılabilir? Kadrolu pozisyonlar arasındaki bu farkları nasıl daha adil hale getirebiliriz? Forumda bu önemli tartışmaya katılmanızı bekliyoruz!

Kaynaklar:

1. Academic Gender Inequality Report, (2020). Gender Disparities in Academia: The Global Landscape.

2. Diversity in Academia, (2019). Racial Inequality in Higher Education Employment.
 
Üst