Müntehabat ı Türkiyye nedir ?

Temel

Global Mod
Global Mod
Müntehabat-ı Türkiye: Osmanlı'dan Günümüze Bir Seçim Rehberi?

Hadi bir durun, biraz düşünün… Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar gitmek zorunda mıyız? Sonuçta biz de hepimiz her gün seçim yapıyoruz: Hangi kahveyi içelim, hangi diziyi izleyelim, hangi sandalyede oturalım... Peki, ya tarihsel seçimler? Müntehabat-ı Türkiye, 19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan, ama adeta bir “büyük sınav” gibi, bugüne kadar uzanan bir seçim hikayesinin tam ortasında yer alıyor. Evet, Osmanlı’daki bu “seçim” gerçekten şaşırtıcı!

Şimdi gelin, biraz Osmanlı tarzı seçimlerin ardında neler döndüğüne göz atalım. Tüm bu konuyu, karışık tarihlere girmeden ama bir o kadar eğlenceli bir şekilde açmaya çalışacağım. Nasılsa burası bir forum, “teorik” bilgiden ziyade, daha çok “pratik” bilgilere odaklanmak gerek. Hadi başlayalım!

Müntehabat-ı Türkiye Nedir, Ne İşe Yarar?

Öncelikle, “Müntehabat-ı Türkiye” kelimesini biraz açalım. Osmanlı İmparatorluğu’nda 1876 yılında yapılan ilk modern seçim olarak kabul edilen bu sistem, padişahın tahttan inmesiyle beraber aslında bir “temsil” sistemini doğurmuş. Yani, halkı değil ama belirli bir kesimi temsil eden, genelde “seçim” adı verilen ama daha çok “onaylama” usulüyle seçilen meclis üyeleri olmuş. Şimdi bazılarınızın aklına şu soru gelebilir: “Yahu, bu o zamanlar seçim değil, tezgâh mıydı?” Haklısınız, ama bazen tarihsel gelişmelerin arkasındaki gücü göz önünde bulundurduğumuzda, bunlar da bir tür başlangıç sayılabilir.

Müntehabat-ı Türkiye’nin amacı; halkın, yani öyle şehri şenlendiren halktan değil, zengin ve etkili kişilerin temsil edilmesiydi. Ve evet, bu seçimler pek de “gizli” değildi. Adeta büyük bir gözaltı altındaydınız. Yani bir anlamda, “Ey Türk halkı, biz seni en iyi şekilde temsil edeceğiz, ama biraz da biz karar verelim” anlayışı vardı. Hadi gelin, bunu bir anlamda siyasetin erken bir “sosyal medya” versiyonu gibi düşünün. Yani, seçmen yok ama herkes seçiliyor!

Stratejik Düşünme ve Klasik Erkek Yaklaşımı

Şimdi geldik asıl meseleye. Erkeklerin “stratejik” bakış açısını nasıl ele alacağımızı merak ediyorsunuz, değil mi? Çünkü biliyoruz ki, strateji dediğinizde “çözüm odaklı” olmak işin gereği.

Bir erkeğin gözünden bakacak olursak, Müntehabat-ı Türkiye aslında tamamen mantıklı bir şeydi. “Halk temsil edilmek istiyorsa, o zaman biz bu işi üstlenelim. Hem kimse kimseyi tanımıyor zaten, seçimlerimizi yapalım ve meclisi toplayalım. Sonuçta, meclisteki kararları biz verirsek, halk da bizi kabul eder.” Stratejik bir yaklaşım: Biraz da verimli çalışmak değil mi? Kişisel çıkarlar ve toplumsal menfaatler arasında doğru dengeyi kurmak çok önemli. Her şeyin hesaplanmış olduğu bu yaklaşımda, meseleler genellikle hızla çözülürdü.

Tabii ki, bu durumda tepkiler genellikle şu yöndeydi: “Biz niye sadece ikincil plana itilmişiz, onlar daha iyi bilir!” Ah, evet, işte burada stratejinin gücüyle işleri yönetme ve hiyerarşiyi kurma meselesi devreye giriyor. Tam da burada, bir karar mekanizması belirli grupların elinde oluyordu ve her şey onlar için tek bir mantıkla işlemesi gereken bir oyun haline geliyordu.

Kadınların Empatik ve İlişkisel Yaklaşımı

Kadınların Müntehabat-ı Türkiye’ye dair bakış açısını düşündüğümüzde, işin içinde empati ve ilişki kurma anlayışı var. Düşünün, seçimler yapılırken kadınlar arka planda kalmış, ancak duygusal zekâ ve ilişkisel düşünme anlamında bu dönemde çok önemli bir rol oynamışlar. Kadınlar, belki de en iyi şekilde halkın her kesiminin sesini duyarak temsil edebilecek potansiyele sahipti.

Şimdi sizce, bir köyde kadınlar toplanıp şunları söylese ne olurdu? “Evet, bu seçim çok önemli, ancak temsil edilenlerin gerçekten halkı anlayıp anlamadığını da sorgulamamız gerek. Bir meclis kurarak halkı sadece temsil etmekle kalmayalım, duygularını, ihtiyaçlarını ve sorunlarını da dinleyelim. Onları anladığımızda, daha sağlam temellere dayalı kararlar alabiliriz.”

Bu noktada şunu da unutmamak gerek: Kadınlar, bir toplumu kurarken daha çok ilişkiler üzerinden ilerlerler. O yüzden belki de bugünkü siyasette, temsili güçlendirmek için empatik bir yaklaşım şart. “Birbirimizi dinleyelim ve birlikte çözümler üretelim” gibi, klasik bir kadın bakış açısının güçlü olduğu bir ortam.

Müntehabat-ı Türkiye: Seçim mi, Tezgâh mı?

Sonuçta, bu sistemi tam anlamıyla çözebilmiş değiliz, değil mi? Müntehabat-ı Türkiye, tıpkı eski tip bir futbol maçı gibi: biraz düzmece, biraz da takımların kural dışı oynadığı bir şeydi. Fakat, şunu kabul etmeliyiz ki; bu seçimler, bugünkü demokrasi anlayışının şekillenmesinde birer kilometre taşıydı. Strateji ve ilişkiler, bir arada olmak zorunda… Belki de bugünkü seçimlere kadar gelmemizin ardındaki en büyük gerçek bu!

Sonuçta Ne Öğrendik?

Müntehabat-ı Türkiye’yi incelediğimizde şunu söyleyebiliriz: Seçim, sadece sandığa gidip “bizi temsil edecek kişiyi seçmek” değil. Bazen temsil ettiğimiz halkı anlayarak, empatik yaklaşımlarla sorunların üstesinden gelebiliriz. Bazen de stratejik bir bakış açısı, toplumun menfaatini gözetmek adına daha yerinde bir çözüm olabilir. Bu arada, kadınların empatik yaklaşımını, erkeklerin ise stratejik çözüm arayışını, toplumun dengeli bir şekilde gelişebilmesi için birbirini tamamlayan iki unsur olarak görebiliriz.

Sizce bugünkü seçim sistemlerinde, kadınların ilişkisel zekâsı ile erkeklerin stratejisi nasıl birleştirilebilir?
 
Üst